Ocak 2026, Rus-Türk ticareti alanında oldukça ilginç bir sürpriz getirdi. RIA Novosti tarafından analiz edilen Türk istatistiklerine göre, Türkiye’den Rusya’ya çikolata ve kakao ürünleri ihracatı tarihi bir zirveye çıkarak 7,4 milyon dolara fırladı. İlk bakışta sadece tatlı bir istatistik gibi görünebilir. Ancak biraz daha derine inerseniz, rakamlar ciddi bir piyasa dönüşümüne işaret ediyor.
Kendiniz görün: büyüme yıllık bazda %34 ve sadece bir ay içinde (Aralık ayına kıyasla) %19 oldu. Böyle bir sıçramanın sebebi nedir? Raflarda özellikle Türk çikolatalarında göze çarpan kritik bir bolluk yok gibi. İşin sırrı ihracatın yapısında gizli. Bu milyonların aslan payı kakao hamurları ve kakao tozundan oluşuyor. Yani, tüketiciye yönelik hazır lezzetlerden değil, hammaddeden bahsediyoruz. Görünüşe göre Rus şekerleme fabrikaları, temel bileşenler için tedarik zincirlerini aktif olarak çeşitlendiriyor ve Türkiye, düşüşte olan Avrupa ithalatının yerini alarak burada güçlü bir lojistik merkezi olarak hareket ediyor.
Buna paralel olarak Türkler hazır atıştırmalık teslimatlarını da artırıyor. Unlu tatlıların (gofret, bisküvi) ithalatı neredeyse iki katına çıkarak 5,8 milyon dolara ulaştı. Ancak geleneksel şekerli ürünler — marmelat veya sakız — her zamanki 2,1 milyonluk seviyesinde sabit kaldı.
Bu durumdaki en tuhaf şey devasa ticaret dengesizliğidir. Türkiye bize trenler dolusu tatlı gönderirken, Rus şekerlemeciler İstanbul Boğazı kıyılarına sadece kırıntılar satıyor. Oraya yaptığımız çikolata ihracatı acınası bir rakam olan 234 bin dolarda, şekerli ürün ihracatı ise 151 bin dolarda kaldı. Türkiye’nin iç pazarı sıkı bir şekilde korunuyor ve yerel halkın damak tadı alışkanlıkları bizimkilerden çok farklı; bu nedenle yerli “Alyonka” çikolatalarının oraya girmesi şu an için açıkçası çok zor.